Sayfalar

13 Ekim 2013 Pazar

Atatürk'ün büyük sırrı

ataturk
ataturk

Abdürrahim Tuncak, yoksa Atatürk’ün Fikriye Hanım’dan doğma oğlu mu?

'Teyzem Latife kitabındaki müthiş iddia:

Size Latife Hanım’ın kardeşi, Vecihe Hanım’ın torunu Sadık Öke’nin, Fatih Bayhan’la birlikte hazırladığı “Teyzem Latife” kitabından bahsetmiştim.

Kitabı okudukça sevdim, Sadık Öke’nin Latife Hanım’ı anlatırken kullandığı dilin samimiyeti hoşuma gitti.

Çünkü ben de Latife Hanım’ı Atatürk’süz anlatmanın mümkün olmayacağına inananlardanım.

Bu da anlatacağınız birçok şeyi ürkerek, çekinerek anlatmanıza neden olabilir, bütün kitabı yapay bir hale getirebilir. Ama Sadık Öke neredeyse buna hiç yenik düşmemiş, hatta bazı yerlerde insanı şaşırtacak kadar cesur hikâyeler anlatmış.

Kitaptan çok şey öğrendim Atatürk ve Latife Hanım’la ilgili...

***


Latife Hanım; kendisine yazılmış mektupları, ayrıldıktan sonra özellikle bir iç hesaplaşma gibi Atatürk’le yaşadığı olayları, yazdığı notları, bütün evrakları, Paşa’nın bazı nutuklarının asıllarını, beraber yazdıkları yazıları ve daha birçok şeyi saklamış.

Bunların hepsi ölümünden sonra Türk Tarih Kurumu’na bağışlanmış.

O belgelerin hepsi şu an sır. Çünkü aile, toplumun henüz bu belgelere hazır olmadığını düşündüğünden, Latife Hanım’a zarar vermemek için, AİHM kararınca bu belgelerin 2074 yılına kadar açılmasını engellemiş.

Latife Hanım’ın ölümünden 99 yıl sonra açılabilecek yani...

“O belgelerde ‘Ben kocamla Adana’ya gittim, beni arabada soluna oturttu, bir kadına bu yapılmaz. Kadın her zaman sağda oturtulur’ ya da ‘Yeter artık çok içtin, bu ne rezalet!’ ya da ‘Hiç sevmiyorum şu arkadaşını, amma yaramaz adam, karısına ne biçim davranıyor?’ gibi her kadının kocası hakkında söyleyebileceği, ‘Bunu yapmaması gerekirdi’ gibi daha çok asker ve mahalle arkadaşlarına yönelik şeyler var.

Bunlar çok normal...

Ama açıldığı zaman “insan” Mustafa Kemal ortaya çıkacak diye buna tahammül edemeyen Mustafa Kemal’den geçinmeciler, kurdukları sistem çökerse kişisel çıkarları da çöker diye bu belgelerden korkuyor. Dincinin yobazı kadar lâikin yobazı da bu sistemden faydalanıyor. Bunun için Ata’nın ailesine bile zarar verirler” demiş Sadık Öke, belgeleri neden şimdi açıklamadıklarını anlatırken.

***


Atatürk 15 gün kaldığı Uşşakizadeler’in köşkünde evin kızı Latife ile tanışıyor ve onu beğeniyor.

“Dört gece arka arkaya konuştuk” diye anlatmış Latife Hanım o günleri gazeteci Niyazi Ahmet Banoğlu’na...

Latife Hanım’ın bir Türk gazetecisine verdiği tek röportajmış bu.

Sadık Öke, bazı çok özel anıları da anlatıyor:

“Mustafa Kemal, Latife Hanım’dan o kadar etkileniyor ki, beraber olmak istiyor. Latife Hanım bunu kabul edecek bir
yapıda değil. Ancak birbirlerine ilgilerini açıkladıkları gece ilk önce Latife Hanım ilgisini açıklıyor.

Latife Hanım onunla evlenebilirdi ama metresi olamazdı.

Paşa, birliktelik teklifini bir adım ileri götürüp gece vakti İzmir sokaklarına çıkıp müftü bularak imam nikahı ile evlenme teklif etmiş.

Latife Hanım, babası yanında olmadan bunu yapmak istemiyor.

Paşa ısrar ederek beğenisinin gerçek olduğunu göstermek için Latife Hanım’ı öpmek için eğilmiş, Latife Hanım masadaki silahı alıp havaya üç el ateş etmiş. Devam ederse dördüncüyü kendisine sıkacağını, çünkü memleketin Paşa’ya ihtiyacı olduğunu söylemiş.”

Atatürk’le ayrıldıktan sonra 50 yıl yaşamış Latife Hanım...

Ben o 50 yılı, Mustafa Kemal’le geçirdiği 2.5 yıldan daha çok merak ediyorum. “Teyzem Latife” kitabında Sadık Öke gerçekten insanı sarsan bir açıklıkla pek çok şeyi anlatmış.
Abdürrahim Tuncak...

Atatürk’ün evlat edindiği çocuk...

Sadık Öke şöyle anlatıyor:

“Abdürrahim’in kendi anlattığına göre, 1911’de evlat edinilmiş. Oysa Zübeyde Hanım Selanik’ten 1912’de geldiğine göre, bu evlat edinme ancak İstanbul’da 1912’de olabilir.

Demek Paşa, annesi İstanbul’a gelmeden bu çocuğu evlat edinmiş. Paşa’nın çocuğu olmuyor, böbreklerindeki sorunlar ve geç bir yaşta kabakulak geçirdiği için...

Paşa 1907’de Selanik Ordu Merkezi’nde. Yıl olarak bakınca bu çocuğun Paşa’nın bir Selanik macerasının meyvesi olma olasılığı çok yüksek. Bizim bildiğimiz Abdürrahim, Paşa’nın oğludur. Bir ihtimal de Fikriye Hanım’dan olma oğludur.”
Galiba bazı gerçekler 2074’ü beklemeyecek ortaya çıkmak için.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Bu güne değin en çok tıklanılanlar